"Arı ve Kovanı": Arıcılıktan Daha Fazlası, Bir Yaşam Felsefesi
- EE Admin

- 25 Ara 2025
- 4 dakikada okunur

Modern tarımın kimyasal müdahaleler ve biyoçeşitlilik kaybı gibi devasa sorunlarla boğuştuğu günümüzde, arılar ve arıcılık da bu krizden payını alıyor. Tam da bu noktada Alain Péricard'ın kaleme aldığı ve Yeni İnsan Yayınevi tarafından Türkçeye kazandırılan "Arı ve Kovanı", vızıltıların arasında kaybolmuş bir bilgeliği yeniden gün yüzüne çıkarıyor.
Bu eser, yalnızca arıcılık tekniklerini anlatan bir rehber değil, aynı zamanda ekolojik bir manifesto niteliği taşıyor. Öyle ki, eser Frankofon dünyada ekolojik arıcılığın temel referans noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Péricard, endüstriyel beklentileri bir kenara bırakıp arıların biyolojik gerçekliğini ve doğadaki rolünü merkeze alan bütüncül bir model sunarak bize ilham veriyor.
Felsefenin Arkasındaki İsim: Alain Péricard Kimdir?
Alain Péricard'ın arıcılığa getirdiği derinlikli bakış açısı, onun entelektüel ve pratik geçmişinden beslenir. McGill Üniversitesi'nde uluslararası iletişim, feminist teoriler ve nitel metodolojiler üzerine eğitim alan yazar, bilim gazeteciliği ve tarım-çevre muhabirliği tecrübesiyle karmaşık biyolojik süreçleri herkesin anlayabileceği bir dille aktarma becerisi kazanmıştır. Bu teorik birikimini, 2000'li yılların başından beri Québec'teki "Rucher Biologique Apis" adlı arılığında yürüttüğü 20 yıllık pratik deneyimle birleştirmiştir. 35-40 kovanlık "insan ölçekli" arılığı, ona her bir koloniyi yakından gözlemleme ve endüstriyel arıcılığın mekanikleşmiş rutinlerinden kaçınma imkânı tanımıştır.
Temel Felsefe: Arıcılık Değil, Arıya "Refakatçilik"
Kitabın temel felsefesi, arıcının rolünü kökten değiştirmektir. Péricard'a göre arıcı, kovanın "efendisi" değil, ona eşlik eden bir "refakatçi" ve doğanın bu mucizevi varlıklarının "koruyucusu" olmalıdır. Bu yaklaşım, arıyı evcilleştirilmiş bir üretim aracı olarak görmek yerine, onu vahşi doğanın bir parçası ve ekosistemin denge unsuru olarak kabul eder. İki zihniyet arasındaki temel farklar şu şekilde özetlenebilir:
Kategori | Konvansiyonel Arıcılık | Ekolojik Arıcılık (Péricard) |
Temel Hedef | Maksimum bal verimi ve ticari karlılık | Koloni sağlığı ve ekosistem dengesi |
Müdahale Biçimi | Takvime bağlı, standart | İhtiyaca göre, gözleme dayalı |
Besleme | Şeker şurubu ve yapay ikameler | Arıların kendi kışlık bal stokları |
Genetik Yaklaşım | Yapay tohumlama, dışarıdan kraliçe | Yerel adaptasyon ve doğal seleksiyon |
Kovanın Gizemli Sosyal Yaşamı: "Kraliçe" Değil, "Anne"
Péricard'ın feminist teoriler alanındaki eğitimi, kovana bakışına eşsiz bir perspektif kazandırır. Geleneksel arıcılık literatüründe mutlak bir hükümdar gibi resmedilen "kraliçe arı" tanımını reddeder. Bunun yerine, kovanın biyolojik devamlılığının anahtarı ve tüm koloninin kalbi olan "anne" figürünü önerir. Bu kavramsal değişim, hiyerarşiye dayalı bir yönetim modelinden, tüm bireylerin iş birliği içinde hareket ettiği kolektif bir "süperorganizma" anlayışına geçişi simgeler. Bu süperorganizmanın en somut örneklerinden biri, kovan içi sıcaklığı sabit tutmak için binlerce arının tek bir vücut gibi hareket ettiği "termoregülasyon" yeteneğidir. Yazar, bu bütünlüğe duyduğu saygıyla, kraliçe arının kanatlarının kesilmesi gibi endüstriyel uygulamaları, sadece fiziksel bir müdahale olarak değil, bu kolektif organizmanın onuruna yapılmış bir ihlal olarak görür.

Ekolojik Arıcılığın Sahadaki Uygulamaları
Kitap, felsefi derinliğini herkesin uygulayabileceği pratik adımlarla somutlaştırır.
Varroa ile Mücadele: Zehir Yerine Doğal Çözümler
Modern arıcılığın en büyük kâbusu olan Varroa destructor akarına karşı Péricard, zehirli kimyasallara net bir alternatif sunar. Amitraz gibi sentetik pestisitlerin hem balda hem de mumda kalıntı bıraktığını ve zamanla akarların bu ilaçlara direnç geliştirdiğini vurgular. Çözüm ise doğanın kendisindedir: Oksalik asit ve formik asit gibi doğada zaten var olan organik asitler. Özellikle oksalik asidin yağda çözünmemesi sayesinde mumda birikmemesi, kovan hijyenini korumak adına "devrim niteliğinde" bir gelişmedir.
Hasat Zamanı: Yağma Değil, Bir Armağanın Kabulü
Bal hasadı, bir yağma değil, arıların sunduğu bir armağanın kabulü olmalıdır. Ekolojik arıcılıktaki temel kural son derece nettir: Önce arıların kışı sağlıklı bir şekilde geçirmesi için gereken bal miktarı kovanda bırakılır, sadece ve sadece bu miktarın üzerindeki fazlalık alınır. Bu etik yaklaşım, kolonilerin kış boyunca yapay şeker şuruplarıyla değil, kendi ürettikleri besleyici ve doğal balla beslenmelerini sağlar.
Arılar İçin Doğru "Ev": Kovan Seçimi ve Yerleşimi
Péricard, arıcının işini kolaylaştırmak için tasarlanan modern Langstroth tipi kovanları eleştirir. Bu kovanlar verimli olsa da arının doğal yaşam döngüsüne ve içgüdülerine her zaman uyum sağlamaz. Bunun yerine, arı biyolojisine daha uygun olan Warré veya Kenyane (Top Bar) gibi alternatif kovan modellerini önerir. Kovan tipi kadar önemli olan bir diğer konu ise yerleşimidir. Arılığın, en az 3 kilometrelik bir yarıçap içinde kimyasal tarım ilaçlarından arındırılmış ve çiçek çeşitliliği açısından zengin bir alana kurulması koloni sağlığı için hayati önem taşır; zira bu alan arıların sadece nektar ve polen topladığı bir mera değil, aynı zamanda kovanın bağışıklık sistemini güçlendiren propolis gibi maddeleri topladığı bir eczanedir.

Bu Kitabı Özel Kılan Nedir?
"Arı ve Kovanı", raflardaki diğer arıcılık kitaplarından iki temel özelliğiyle ayrılır:
Görsel Anlatım: Cécile Liénaux'nun detaylı ve estetik çizimleri, karmaşık teknik bilgileri somutlaştırarak adeta bir eğitim materyali görevi görür. Péricard'ın cömertçe paylaştığı bilgi ve Liénaux'nun bu bilgiyi somutlaştıran çizimleri, adeta bir zanaatın usta-çırak ilişkisiyle aktarılmasının sıcaklığını hissettiriyor.
Bilim ve Edebiyat Dengesi: Kitap, bilimsel titizliği edebi ve akıcı bir dille birleştirir. Péricard, sadece teknik bilgi vermez; aynı zamanda arıların milyonlarca yıllık bilgeliğini modern dünyanın diline tercüme ederek okuyucuya ilham verir.
Arıların Vızıltısında Saklı Olan Davet
Alain Péricard, ünlü agroekoloji filozofu Pierre Rabhi'nin önsözüyle taçlandırdığı "Arı ve Kovanı" ile okuyucuyu sadece bir tekniği öğrenmeye değil, doğayla uyumlu bir yaşam biçimini benimsemeye davet ediyor. Yazarın da dediği gibi: "Hayatımızı borçlu olduğumuz yaşamı ve canlılığı sevme ve ona sahip çıkma zamanı geldi artık." Bu eser, arıcılığa yeni başlayacaklar için güvenilir bir yol haritası, deneyimli arıcılar için ufuk açıcı bir özeleştiri kaynağı ve tüm doğaseverler için bir başucu kitabıdır. Ekolojik arıcılığın evrensel ilkelerini bu denli sade ve derinlikli bir şekilde sunan bu değerli çalışmanın Türkçeye kazandırılması, toprağımız ve arılarımız için atılmış çok önemli bir adımdır.




Yorumlar