top of page

Dünya Habitat Günü: Türkiye'nin Barınma Krizi


Dünya Habitat Günü: Türkiye'nin Barınma Krizi


Her yıl Ekim ayının ilk Pazartesi günü kutlanan Dünya Habitat Günü, Birleşmiş Milletler'in tüm dünyaya hatırlattığı basit ama temel bir gerçeği vurgular:


Yeterli barınma, bir lüks değil, temel bir insan hakkıdır. Ancak günümüz Türkiye'sinde bu hak, artan kiralar, erişilemez konut fiyatları ve finansal zorluklar nedeniyle milyonlarca insan için bir hayale dönüşmüş durumda. Küresel ölçekte konutun bir yatırım aracına dönüşmesi ve iklim krizinin yarattığı baskılarla birleşen bu yerel kriz, Türkiye'nin en acil sosyal ve ekonomik sorunlarından biri haline geldi. Peki, bu krizin temelinde ne yatıyor ve çözüm için neler yapılabilir?


Küresel Bir Sorun: Konut Neden Bir Yatırım Aracına Dönüştü?


Türkiye'de yaşadığımız sorun, küresel bir trendin yansımasıdır. Dünya genelinde konut, bir barınma ihtiyacı olmaktan çıkıp, yüksek getirili bir yatırım metası haline geldi. Bu "finansallaşma" süreci, spekülatif yatırımcıların talebi artırmasına ve konut fiyatlarının astronomik seviyelere çıkmasına neden oldu. Dünya Bankası verilerine göre, 2030'a kadar 3 milyar insanın yeterli barınmaya ihtiyacı olacak, bu da yapısal bir arz krizine işaret ediyor. Bu durum, sadece düşük gelirlileri değil, orta gelirli aileleri bile ev sahibi olma hayalinden uzaklaştırıyor.


Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) Konut Erişilebilirlik Endeksi (HAI) verileri, Türkiye'deki durumun ciddiyetini net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu endekste 100'ün üzerindeki değerler yüksek erişilebilirliğe işaret ederken, Türkiye'nin ortalama endeks değeri 50'nin altında. Bu, ülkemizde konut fiyatlarının ortalama hane halkı gelirine oranla sürdürülemez derecede pahalı olduğu anlamına geliyor.


Yüksek enflasyona endeksli yasal kira artış tavanı bile, kiracıları korumakta yetersiz kalıyor ve barınma maliyetlerini hane halkı bütçeleri için en büyük yüke dönüştürüyor. 2024 Mart ayı itibarıyla yıllık nominal kira artışının %70,58 gibi bir seviyeye ulaşması, piyasadaki kontrolsüz artışın en somut kanıtıdır.


Dünya Habitat Günü: Türkiye'nin Barınma Krizi


Sosyal Konut Projeleri ve Kentsel Dönüşüm: Çözüm mü, Yeni Sorunlar mı?


Türkiye, TOKİ aracılığıyla yürüttüğü sosyal konut projeleri ve kentsel dönüşüm hamleleriyle barınma sorununa çözüm bulmaya çalışıyor. Geçmişte gecekondu oranını %20'lerden %11'lere düşürme gibi önemli başarılar elde edilmiş olsa da, güncel projelerde ciddi uygulama sorunları yaşanıyor.


  • Belirsizlik ve Mağduriyet: "Türkiye'nin En Büyük Sosyal Konut Projesi" gibi duyurulan girişimlerde, kura çekilişinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen hak sahiplerine yeterli bilgilendirme yapılmaması, büyük bir belirsizlik ve mağduriyet yaratıyor.

  • İletişim Eksikliği ve Tapu Sorunları: Kentsel dönüşüm alanlarında kira yardımı sorunları ve teslim edilen dairelerin tapularının aylarca verilmemesi gibi mülkiyet güvencesi sorunları, projelere olan kamu güvenini zedeliyor.



Dünya Habitat Günü: Türkiye'nin Barınma Krizi


Bu operasyonel aksaklıklar, iyi niyetli hedeflerin bile halk nezdinde nasıl bir hayal kırıklığına dönüşebileceğini gösteriyor.


Afet ve İklim Gerçeği: Sadece Erişilebilir Değil, Dirençli Konutlar


Türkiye'nin barınma gündemindeki bir diğer kritik başlık ise afet direnci. Deprem ve iklim krizinin tehditleri altında, konut politikası artık bir ulusal güvenlik meselesi. Dünya Bankası destekli "İklim ve Afetlere Dayanıklı Şehirler Projesi" gibi girişimler, İstanbul ve İzmir gibi riskli bölgelerdeki binaların güçlendirilmesini hedefliyor. Bu, UN-Habitat'ın "sürdürülebilir kentler" vizyonuyla uyumlu, doğru bir adımdır. Ancak zorluk, ekonomik erişilebilirlik ile afet direnci zorunluluğunu aynı anda yönetebilmektir.


Türkiye'deki barınma krizinin çözümü, sadece daha fazla konut inşa etmekten geçmiyor. Bu çok boyutlu soruna karşı bütüncül bir yaklaşım gerekiyor.


  • Konut Finansmanının Güçlendirilmesi: Hane halklarının erişebileceği, uzun vadeli ve düşük faizli konut kredisi modelleri yaygınlaştırılmalı.

  • Spekülasyonun Önlenmesi: Konutun bir yatırım aracı olarak kullanılmasını caydıracak vergilendirme politikaları uygulanmalı.

  • Şeffaflık ve Yönetişim: Sosyal konut ve kentsel dönüşüm projelerinde şeffaflık artırılmalı, hak sahiplerinin mülkiyet güvencesi sağlanmalı.

  • Çeşitli Konut Modelleri: Sadece satışa yönelik projeler yerine, uygun fiyatlı kiralık konutlar ve kooperatifler gibi alternatifler teşvik edilmeli.


Dünya Habitat Günü, bize her vatandaşın anayasal barınma hakkının fiilen güvence altına alınması gerektiğini hatırlatıyor. Bu, ancak adil, şeffaf ve sürdürülebilir politikalarla mümkün olabilir.



Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page