Milano Cortina 2026: Sürdürülebilirlik Vaadi mi, Ekolojik Bir Yıkım mı?
- EE Admin
- 4 dakika önce
- 3 dakikada okunur

Kış Olimpiyatları, karlar altındaki büyüleyici atmosferi ve sporun estetiğiyle her zaman ışıltılı bir vitrin olmuştur. Ancak Milano Cortina 2026'ya giden yolda bu ışıltılı beyaz örtü, telafisi mümkün olmayan bir yıkımın üzerini örten estetik bir maskeye dönüşmüş durumda. Günümüzde dev organizasyonlar için vazgeçilmez bir pazarlama aracı haline gelen "sürdürülebilirlik" kavramı, ne yazık ki bu oyunlarda doğanın kurban edilişini gizleyen bir retorikten ibaret. Modern olimpiyat tarihinin en büyük ironilerinden biriyle karşı karşıyayız: Bir yandan gezegeni koruma vaatleri verilirken, diğer yandan Alpler'in kalbinde ekolojik bir felakete imza atılıyor.
Sürdürülebilirlik Sloganı vs. Betonun Gerçeği
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ve Olimpiyat direktörü Christophe Dubi, sürdürülebilirliğin bir "öncelik" olduğunu her fırsatta yineliyor. Geri dönüştürülebilir çatal bıçak takımları ve keten masa örtüleri gibi küçük ölçekli, "göz boyama" (window dressing) niteliğindeki detaylar, çevreci bir imaj yaratmak için vitrine sürülüyor. Komite, tesislerin %85'inin halihazırda var olan veya geçici yapılar olduğunu iddia etse de, saha gerçekleri bu iddiayı çürütüyor.
Mevcut denilen bu tesislerin büyük bir kısmı, aslında yıkılarak çok daha devasa bir karbon ayak iziyle yeniden inşa ediliyor. Örneğin, Livigno'da hemen yan vadide (Trepalle) mevcut bir kar parkı bulunmasına rağmen, dağın yamacı oyularak yeni bir snowpark inşa ediliyor. Predazzo’da kayakla atlama pistleri, eskilerinin hemen birkaç yüz metre ötesine sıfırdan yapılıyor. En çarpıcı olanı ise, "mevcut tesis" söyleminin arkasına sığınılıp 2 kilometrelik yeni bir bobsleigh pisti için dökülen devasa çelik ve beton yığınlarıdır. Keten örtülerin mütevazılığı ile dağların bağrına saplanan betonun vahşeti arasındaki bu uçurum, projenin etik temelini sarsıyor.

Bosco di Ronco: 150 Yıllık Bir Mirasın Yok Edilişi
Cortina'da, nehir kıyısında bir zamanlar yükselen Bosco di Ronco, sadece bir ağaç topluluğu değil, güney Alpler'in düşük rakımdaki tek tür karaçam ormanı olması sebebiyle eşsiz bir dendrolojik mirastı. 150 yıllık bu ulu ağaçlar, yerini sadece birkaç haftalık bir yarışma için inşa edilen bobsleigh pistine bıraktı.
Ağaçlar devrildiğinde, çello sanatçısı Mario Brunello o yıkıntıların arasına oturup Saint-Saëns’ın "Kuğu" eserini çaldı. Devrilmiş dallar arasındaki bu hüzünlü melodi, sessizce yok edilen bir ekosistemin ağıdı gibiydi. Eski orman korucusu ve aktivist Luigi Casanova, bu durumu "Olimpiyat kutsallığına saldırı" (Olympic sacrileges) olarak tanımlıyor:
"Bu olimpiyatların ekolojik ve peyzaj üzerindeki etkisinin bedelini bizden sonrakiler ödeyecek. Cortina'daki bobsleigh pisti bu olimpiyatların şiddetinin en çarpıcı örneğidir. Bunlar tam anlamıyla 'Olimpiyat kutsallığına saldırı'dır."
Yapay Karın Görünmeyen Bedeli: Kuruyan Nehirler
İklim krizi Alpler'i sert bir şekilde vuruyor. Son 20 yılda sıcaklıklar 3.6°C artarken, kar derinliği son yarım asırda 15 cm azaldı. Organizatörler, bu doğa kaybını 2.3 milyon metreküp yapay kar üreterek telafi etmeye çalışıyor. Ancak bu "yapay beyazlık" sanıldığı kadar masum değil.
Profesör Carmen de Jong'un verilerine göre, bu miktar karı üretmek için su; pınarlardan, içme suyu şebekelerinden ve yeraltı sularından çekilip tepelere pompalanıyor ve burada soğutuluyor. Spöl ve Boite nehirlerinden, "geçici muafiyetler" (derogations) kullanılarak izin verilen yasal limitlerin 3 ila 5 katı su çekildi. Bu müdahale nehirlerin neredeyse tamamen kurumasına, toplu balık ölümlerine ve akut kirliliğe yol açtı. De Jong’un ifadesiyle, bu devasa su depoları "iklim değişikliği çağında bir yardım çığlığı" niteliğinde.
Gereksiz Altyapı ve Denetimden Kaçış
Milano Cortina 2026 projelerinin finansal tablosu, asıl niyetin spor olmadığını kanıtlıyor: Toplam harcamanın sadece %13'ü oyunlar için zorunlu tesisleri kapsarken, %87'lik dev bütçe yollar, otoyollar ve otoparklar gibi altyapı işlerine ayrılmış durumda. Üstelik bu projelerin çoğu oyunlar bittikten sonra bile tamamlanmamış olacak.
Süreçteki usulsüzlükler ve denetim eksikliği ürkütücü boyutta:
İtalyan hükümeti, projelerin %60'ı için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) şartını kaldırdı.
Bu muafiyetlerin bir sonucu olarak, Socrepes teleferiği hareket halindeki bir toprak kayması alanı üzerine inşa edildi.
WWF Italia gibi köklü çevre örgütleri, görüşmelerin sadece bir "vitrin süsü" olarak kullanıldığını fark ederek Olimpiyat Komitesi ile olan diyalog masasını bir yıl önceden terk etti.
Cortina’da 15 hektarlık doğal alan, oyunlar sonunda sökülecek bir Olimpiyat Köyü için yok edildi.
En büyük israf ise bobsleigh pistinde yaşanıyor. Yerel işletmeciler ekonomik getiri umuyor ancak İtalya'nın 1956 ve 2006 Olimpiyatları için inşa ettiği pistlerin şu an atıl durumda olması, "kalıcı miras" vaadinin nasıl bir yıkım ve borç batağına dönüştüğünü açıkça gösteriyor.
Gelecek Nesillere Kalan Borç
Dünya Mirası listesindeki bir alanda, gezegenin en hassas ekosistemlerinden birine karşı girişilen bu şiddet, sürdürülebilirlik iddiasını bir hakarete dönüştürüyor. Birkaç haftalık bir spor organizasyonu ve reklam gösterisi için yüzyıllık ormanları devirmeye, nehirleri kurutmaya ve dağları betonla boğmaya gerçekten değiyor mu?
Luigi Casanova'nın uyardığı gibi; bugünün ışıltılı podyumlarının faturasını bizler değil, kurumuş nehirleri ve betonlaşmış dağları devralacak olan yarının nesilleri ödeyecek. Gelecekte kış olimpiyatları dendiğinde zihnimizde bembeyaz bir doğa mı, yoksa yapay buzun ve gri betonun üzerinde yürütülen soğuk bir ticari gösteri mi canlanacak?

