Sera Gazları Artık "Tehlike" Değil mi? Trump Yönetiminin Radikal Hamlesi
- EE Admin

- 2 gün önce
- 3 dakikada okunur

Atmosfere salınan karbondioksit molekülleri gözle görülmez; ancak bu görünmez gazların dizginlenmesini sağlayan hukuki mekanizmalar, modern toplumun güvenli geleceğinin sarsılmaz zeminini oluşturur. Geçtiğimiz Ocak ayında göreve dönen Trump yönetiminin, "tehlike tespiti" (endangerment finding) kararını iptal etmesi, bu görünmez ama hayati temeli yerle bir eden bir sarsıntı yarattı. Bu hamle, sadece teknik bir kural değişikliği değil; federal hükümetin gezegeni ısıtan kirliliği kontrol etme yetkisini elinden alan, regülatör çerçevenin tamamen çözüldüğü bir dönüm noktasıdır.
Hukuki Temel Yerle Bir Edildi: "Tehlike Tespiti" Neden Federal İklim Politikasının Bedrock'ıydı?
"Tehlike tespiti" kararının kökeni, 2007 yılındaki tarihi Massachusetts v EPA davasına uzanır. Yüksek Mahkeme bu davada, sera gazlarının Temiz Hava Yasası kapsamında "kirletici" olarak değerlendirilebileceğine hükmederek EPA'ya (Çevre Koruma Ajansı) bu gazları düzenleme yetkisi vermişti. 2009'daki Obama döneminde ise EPA, bilimsel veriler ışığında sera gazlarının kamu sağlığı ve refahı için bir "tehlike" oluşturduğunu resmen ilan etti.
Bu tespit, federal iklim düzenlemelerinin "temel taşı" (bedrock) niteliğindeydi; zira bir kez tehlike tespiti yapıldığında, EPA yasalar gereği bu kirliliği düzenlemekle yükümlü hale geliyordu. Trump yönetimi bu hukuki mühürü sökerek, hükümetin müdahale zorunluluğunu ortadan kaldırmayı hedefliyor. Bu ideolojik kayma, EPA Sekreteri Lee Zeldin’in sözlerinde açıkça görülüyor:
"Tehlike tespiti ve buna dayalı düzenlemeler sadece emisyonları düzenlemedi; Amerikan rüyasını düzenledi ve hedef aldı."
EPA sözcüsü ise durumu şu sert ifadelerle savunuyor:
"Trump EPA'sı yasaları takip ediyor, önceki yönetimlerin gündem odaklı iklim fanatikleri tarafından yapılan sahte yetki aşımına son veriyor."
Domino Etkisi: "Sadece Yerel Kirlilik" Argümanı ve İskambil Kulesinin Çöküşü
Trump yönetiminin bu iptaldeki temel stratejisi, Temiz Hava Yasası'nın kapsamını daraltmaktır. EPA, bu yasanın sadece "yerel ve bölgesel maruziyet" yoluyla sağlığa zarar veren kirlilik türlerini kapsadığını iddia ediyor. Bu teknik yorum, sera gazlarının küresel doğasını hukuki denklemin dışına iterek tüm sistemi felç etmeyi amaçlıyor.
Eski EPA Hava Dairesi Başkanı Joseph Goffman, bu durumu bir "domino taşı" etkisi olarak tanımlıyor. Mevcut hukuki teorinin iptali, tüm iklim düzenlemelerinin bir iskambil kulesi gibi yıkılmasına neden olabilir.
Mevcut Durum (Önceki Dönem) Sera gazları küresel bir tehdit olarak kabul edilir; EPA'nın hem araçlardan hem de enerji santralleri ve sanayi tesislerinden (sabit kaynaklar) gelen emisyonları sınırlama yetkisi ve zorunluluğu vardır.
İptal Sonrası Risk "Yerel maruziyet" şartı getirildiğinde, sera gazları yasal kapsamın dışına çıkar. Sadece araç emisyon kuralları değil, enerji santralleri ve petrol tesislerine yönelik kısıtlamalar da dayanağını yitirerek birer birer düşer.

Ekonomik İllüzyon: 1.3 Trilyon Dolar Tasarruf mu, 4.7 Trilyon Dolar Kayıp mı?
Trump yönetimi, bu deregülasyon hamlesinin Amerikan ekonomisine 1.3 trilyon dolarlık bir tasarruf sağlayacağını iddia ediyor. Ancak kıdemli ekonomistler, bu rakamın "dışsallıkları" yani kirliliğin toplum üzerindeki maliyetini tamamen görmezden geldiği konusunda uyarıyor. Environmental Defense Fund (EDF) tarafından yapılan analizler, bu iptalin önümüzdeki yirmi yıl içinde iklim felaketleri ve sağlık harcamaları nedeniyle 4.7 trilyon dolarlık devasa bir maliyete yol açabileceğini gösteriyor.
"Bugünkü eylem, havamızı kirleten ve Cumhuriyetçi siyasetçilere büyük çekler yazan CEO'ların cebine daha fazla para koyacaktır. Ancak sıradan insanları hastanelere düşürecek veya iklim felaketlerinden kaçmaya zorlayacaktır; bu sırada milyarder sınıfı kendi dağ tepelerinde ve özel adalarında güvenle korunacaktır." Jason Walsh, BlueGreen Alliance Direktörü
Otomotiv Çıkmazı: Küresel İnovasyon Yarışında Kendi Kalesine Gol
Bu karar, ABD otomotiv sektörünü sadece çevresel değil, stratejik bir ekonomik çıkmaza sürüklüyor. Çin ve Avrupa, elektrikli araç teknolojisinde milyarlarca dolarlık yatırımlarla geleceği şekillendirirken, ABD'li üreticiler düşük emisyon standartları sayesinde "kirli ve modası geçmiş" araç üretimine teşvik ediliyor. Tüketici savunucularına göre bu durum, Amerikan otomobillerinin küresel pazarda satılamaz hale gelmesine ve sanayinin teknolojik olarak geri kalmasına neden olacak "perilous" (tehlikeli) bir yolun başlangıcıdır.

Gelecek Mahkeme Salonlarında mı Şekillenecek?
California ve Connecticut gibi eyaletler ile pek çok çevre örgütü, bu "alaycı ve yıkıcı" karara karşı yargı yoluna başvurmaya hazırlanıyor. Hukuk uzmanı Michael Gerrard, federal mahkemelerin daha önce tehlike tespitini defalarca onayladığını hatırlatmakla birlikte, Yüksek Mahkeme'nin süreci beklenmedik bir hızla sonlandırabileceği konusunda uyarıyor. Gerrard, 2016 yılında Obama dönemi enerji santrali düzenlemelerine getirilen ve emsali görülmemiş hızdaki durdurma kararını (stay) hatırlatarak, yargı sürecinin bir yıldan kısa sürebileceğine dikkat çekiyor.
Bu noktada sormamız gereken soru şudur: Kısa vadeli kurumsal kârlar uğruna feda edilen regülatör güvenlik ağları, bir kez parçalandığında tekrar örülebilir mi? Gelecek nesillerin sağlığı, güncellenen "Amerikan rüyası" tanımının neresinde yer alıyor?




Yorumlar