top of page

Varlığını Unuttuysan, Ona İhtiyacın Yoktur

Varlığını Unuttuysan, Ona İhtiyacın Yoktur

Gözünüzde canlandırın: Yıllardır açılmamış o kutuyu depodan alıyorsunuz. Kapağını açtığınızda karşınıza çıkan eşyayla bir an bakışıyorsunuz. Tanıdık, ama bir o kadar da yabancı. İşte o an, o "Aaa, bu bende var mıydı?" anı, sandığınızdan çok daha güçlü bir başlangıç noktasıdır.


Bu basit keşif anı, evimizdeki fazlalıklarla mücadelede güçlü bir fırsat sunar. Dağınıklığa karşı savaşta size yepyeni ve özgürleştirici bir bakış açısı kazandırabilir.


Yeni Bir Kural: "Sahip Olduğunu Bilmiyordum" Prensibi


Eşyalarınızdan kurtulma sürecini kolaylaştırmak için size basit ama son derece etkili bir kural sunmak istiyorum. Bu kural, karar verme yükünü omuzlarınızdan alan net bir ilkeye dayanır.


"Eğer sahip olduğunuzu bilmediğiniz bir eşya bulursanız, ondan kurtulmak için kendinize izin verebilirsiniz."

Bu kuralın arkasındaki mantık çok basittir: Eğer bir eşyanın varlığını dahi unuttuysanız, bu onun hayatınızda işlevsel bir yeri olmadığının en net kanıtıdır. Onun yokluğunu bugüne kadar fark etmediyseniz, gittiğinde de fark etmeyeceksinizdir. Fonksiyonel olarak o eşyaya zaten sahip değilmişsiniz gibi bir durum söz konusudur. Bu yüzden, bu keşif anını bir yükten kurtulmak için mükemmel bir fırsat olarak görün.


Varlığını Unuttuysan, Ona İhtiyacın Yoktur

Peki, Neden Unutuyoruz? Fazlalıktan Kaynaklanan Unutkanlık


İnsanların sahip oldukları eşyaları neden unuttuğunu hiç düşündünüz mü? Cevap genellikle iki temel nedene dayanır.


Birincisi, "her ihtimale karşı" veya "bir gün lazım olur" düşüncesiyle eşya biriktirme eğilimimizdir. Olası ama genellikle hiç gerçekleşmeyen senaryolar için biriktirdiğimiz bu eşyalar, zamanla görüş alanımızdan çıkar ve zihnimizin derinliklerinde kaybolur. O "ihtimal" günü hiç gelmediği için, eşyalar da unutulup gider.


İkincisi ise evlerimizdeki eşya sayısıdır. Yapılan araştırmalar, örneğin Amerika'daki ortalama bir evde 300.000 eşya bulunduğunu gösteriyor. Bu kadar çok eşyanın arasında her birini hatırlamak ve onlarla bağ kurmak imkansızlaşır. Bu durum, kaynakta "fazlalıktan kaynaklanan amnezi" olarak adlandırılan bir duruma yol açar ve bizi sahip olduklarımıza karşı unutkan yapar.


Gizli Hazineler Nerede Saklanıyor?


Bu unutulmuş eşyaları bulabileceğiniz bazı yaygın yerler vardır. Sadeleşme yolculuğunuza başlarken bu noktalara özellikle dikkat edebilirsiniz:


  • Tavan araları

  • Bodrumlar ve kilerler

  • Garajlar veya harici depolar

  • Dolapların en arka veya en üst rafları

  • Yıllardır açılmamış kutular


Varlığını Unuttuysan, Ona İhtiyacın Yoktur

Minimalizm Katı Bir Kural Değildir


Bu noktada önemli bir nüansı belirtmek gerekir. Minimalizm, her şeyden sadece bir tane sahip olmak veya katı kurallarla kendini boğmak demek değildir. Amaç, hayatınıza değer katmayan fazlalıklardan kurtulmaktır.


Örneğin, benim iki adet diş fırçam var. Biri banyoda, diğeri ise mutfaktaki düzenli çekmecelerimden birinde duruyor. Bu durum minimalist bir yaklaşıma aykırı gibi görünebilir, ancak arkasında pratik bir niyet var. Sabahları eşimden önce uyanıyorum ve onu uyandırmamak için dişlerimi mutfakta fırçalıyorum. Bu ikinci diş fırçası, hayatımda bilinçli ve işlevsel bir amaca hizmet ediyor.


Ana fikir şudur: Önemli olan sayı değil, niyettir. Bir eşyanın hayatınızda pratik ve bilinçli bir amacı varsa, birden fazla olması sorun değildir. Asıl sorun, "her ihtimale karşı" biriktirilen, varlığı unutulmuş, amaçsız eşyalardır.


"Sahip Olduğunu Bilmiyordum" kuralı bir kısıtlama değil, aksine bir özgürleşme aracıdır. Bu kural, sizi suçluluk duygusundan, bitmek bilmeyen "saklasam mı, atsam mı?" tereddütlerinden kurtaran bir anahtardır.


Unutulmuş eşyaların zihinsel ve fiziksel yükünden kurtulmak için kendinize bu izni verin. Evinizdeki o unutulmuş köşeleri keşfe çıkın ve varlığını bile hatırlamadığınız şeylerin gitmesine izin vererek hayatınızda yeni ve ferah bir alan açın.


Zeynep Derin Köseoğlu

Ekolojik Evim Yazarı



Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page