Gece Yağan Yağmurları Sevenlerden Misin?
- Gizem Görhan Yağmur

- 11 dakika önce
- 2 dakikada okunur

İçimizi huzurla dolduran, farklı nüanslara sahip bazı sesler vardır. Yağmur sesi de onlardan biri. Hatta belki de en etkileyici olanı. Dışarıda ince ince yağan bir yağmur var, pencerenin kenarındaki koltuğa oturmuşsun, elinde sıcacık bir kupa. O anın hem sesini hem serinliğini hissedebiliyorsun.
O anın her ayrıntısını kelimeleri yazarken şu an hissedebiliyorum. Kendimi güvende hissettiğim bir yerdeyim ve yaşadığım bu an oldukça dinlendirici. Yağmur damlalarının cama vuran sesleri ile dışarıda yere düştüğü andaki sesleri birlikteler. Hafif aralanmış pencereden duyabiliyorum.
Zihninin içindeki sesler yerini yağmura bırakıyor.
Ben yağmur sesinin ruhumuza seslendiğine inanıyorum. Yağmur yağarken düşüncelerimizin, hislerimizin yoğunluğu ve yapısı değişiyor. Bir ana gidebiliyoruz, bazen çok derinlerde kalmış bir şeyi hatırlıyoruz. Yaşanmışlıkların veya tamamlanmayı bekleyen hayallerin içimizde uyandırdığı duygular. Bazen huzur, bazen hüzün. Duygu ne olursa olsun, yağmur içimizdeki bir şeyleri harekete geçiriyor.
Bazen de yağmur sesiyle zihninin sesi biraz yavaşlıyor. Ruhun dingin bir hale dönüyor, yavaşlamayı hatırlıyorsun. Yağmur yağarken duyduğumuz o su sesi, kendi içimize dönmemizi sağlıyor. Yoğunluklardan kenara bıraktığımız derinden hissetme ve sakin düşünme anlarımızı yaşıyoruz.
Birkaç sene önce okuduğum bir kitap yağmur, dalga ve su seslerine karşı neden kendimizi yakın hissettiğimizi ve sakinleşip rahatladığımızı anlatıyordu. Diyordu ki, anne karnında dünyaya gelene kadar su içindeyiz. Vücut sıcaklığımız ile dış ortamın sıcaklığının eşit olduğu tek yer anne karnında içinde büyüdüğümüz su. Bilinçli olarak hatırlamasak da her su sesi duyduğumuzda anne karnındaki o sakin, rahat, güvende hissettiğimiz anlara döneriz ve dinginlik kendini hissettirmeye başlar.
Tüm duyguların içinde bir duygu var ki yağmuru farklı yaşatıyor. O duygu sevgi. Yağmur yağarken bulunduğun ortamı, yaşadığın anı ayrı şekilde güzelleştiriyor. El ele yürüdüğün yağmurlu günleri, battaniyeye sarılıp izlediğin filmleri, etkisi altında kaldığın bir repliği, şemsiyeyi unuttuğun için ıslandığın anları, bir zamanlar hiçbir sorumluluğun yokken ıslanmayı tercih edip attığın kahkahaları, su birikintilerine atlayıp zıpladığın çocukluğunu hatırlarsın. Sevgi dolu, sıcacık yaşanmışlıklar…
Yağmurun farklı bir yorumu da yalnız kaldığım anlarda oluyor. Kimseyle konuşmadan, sadece pencere kenarına oturup yere düşen sayısız yağmur damlalarını izlemek… Pencerede oluşan buğuya hala kalp çizerim :)
En sevdiğim yağmur gece yağan yağmurlar.

Yatağına uzanmışsın, dışarısı serin ve sessiz. Sadece yağmurun sesi duyuluyor. Gerçekten bulunduğun anı yaşadığın ender zamanlardan. O anda dünya durmuş gibi gelir. Uykuya dalmak daha kolay olur, çünkü yağmur sesi tüm ruhunu tüm zihnini dinlendirir. Her şey olması gerektiği gibi ve senin hiçbir şey yapmana gerek yok.
Bazen de tam ihtiyacın olduğu anda gelir yağmur. Hani böyle, içinden atamadığın bir sıkıntı vardır ama ağlayamazsın. İşte o zaman gökyüzü senin yerine ağlar. O yağmur yağarken sen de hafiflersin sonra yağmur diner, hava açar ve sen de biraz olsun rahatlarsın.
Belki de yağmuru bu yüzden bu kadar seviyoruz. Bizi olduğumuz gibi kabul ettiği için. İçimizde her varsa, yağmur sesiyle birleşince daha da belirginleşiyor. Ne hissediyorsak onu güçlendiriyor.
Yağmur her zaman yağmur. Ama onu dinlerken hissettiklerimiz her seferinde başka.
Mutlulukla kalın :)




Yorumlar