top of page

Mutluluğundan Sen Sorumlusun

Mutluluğundan Sen Sorumlusun

Bazı günler sabah uyandığımız andan itibaren kendimizin nasıl olduğunu anlamaya çalışmakla geçiyor. Duygular tam olarak net değil. Bir duygu var, bir yoğunluk var ama adlandırmak oldukça zor. 


Adlandırmakta zorlandığın duyguları yönetmeye çalışırken ne zaman kendimi iyi hissedeceğim, ne zaman mutlu olacağım sorularını sormaya başlıyorsun. Sorular hep beklemek üzerine, odaklanılan kısım dışarıdan beklemek üzerine. 


Sana bir şey söylemek istiyorum. Mutluluğundan sen sorumlusun. Kabullenilmesi zor olabilir ama öylesine doğru ki. Bu sözü kendime ilk söylemeye başladığım zamanlarda oldukça ağır gelmişti. Gelmişti diyorum çünkü uzun zaman önce bu mutluluk konusunu kendimde işleyip tamamladım.  


İlk başlarda hiç iyi hissettirmiyordu bu söz. Zaten birçok şeyi kendim hallediyorum, neden mutluluk kısmı da bende olsun ki diye düşündüğümü hatırlıyorum. Zaman geçip daha derinlerden bu sözün bana ne demek istediğini anlamaya çalışınca o kara renkler yerini hafiften renkli tonlara bırakmaya başladı. 


Kendime anlamlı bir hatırlatma olduğunu düşünmeye çalıştım ve zamanla bu düşünceyi de sevmeye başladım. Birkaç kelimeden oluşan bu söz, içinde umuda yer veriyordu. Sanki kendime sıcacık sarılmış gibi hissediyordum. 


Mutluluğundan Sen Sorumlusun

Kendi mutluluk tanımım için anlamlar, kelimeler aramaya başladım. Mutluluk nedir, neye benzer, nasıl oluşur, nasıl hissedilir? Bunlar gibi birçok soru içinde kendimi savrulmuş gibi hissettiğim anlar oldu. Düşünme süresinin çok yoğun bir zaman alanı almaya başladığını gördüm. Bazen başıma ağrılar giriyordu, bazen üzerine düşünmekten kaçıyordum, aklıma her geldiğinde başka bir şeye yönlendiriyordum kendimi. Bazen de mutlu hisseden insanları inceliyordum. Merak duygusu çok fazla bir dürtü oluşturmuştu içimde. 


Görünen ve görünmeyen her şey ile bir bağ kurmaya, ilişki oluşturmaya çalıştım. Kendi deneyim sürecimde fark ettim ki mutluluk aslında sanılan gibi büyük anlardan, büyük şeylerden oluşmuyor. Çoğu zaman sessiz, kendi halinde, küçük… 


Mutluluğundan sen sorumlusun demek, hayatın sana hiç zor şeyler yaşatmayacağı anlamına gelmiyor. Hayal kırıklıkları, beklenmedik durumlar, hak edilmeyen tutumlar yaşanabiliyor. Yaşadığın olaylarda kendinle kurduğun ilişki en az yaşananlar kadar önemli. 


Kendini anladığın, kendine iyi davrandığın, kendin için alan ve zaman oluşturduğun anlar mutluluğa dair ayrıntılar. 


Mutluluğu çoğu zaman dışarıda ararken buluyoruz kendimizi. Mutluluğu bir şarta bağlayabiliyoruz. Mutluluğun gerçekleşmesi için zaman biçiyoruz. İleriye erteledikçe bugünü eksik yaşıyoruz. Kendi içinde bir döngü oluşturuyor. Tamamlanmak için mutluluğa ihtiyaç duyuyoruz, mutlu olmak için eksikleri tamamlamaya. Tamamlanmaya ve mutluluğa ihtiyaç duyuyorsak neden erteliyoruz? 


Mutluluğundan sen sorumlusun demek, her gün mutlu olmak demek değil. Bu gerçek dışı bir beklenti olur. Hissettiklerini bastırmadan, yok saymadan, kendine izin vererek yaşayabilmek, üzgünken üzgün olmana izin verebilmek, yorulunca durabilmek, zor anlarda güldüğünde kendini yargılamamak…


Mutluluğundan Sen Sorumlusun

Bazen de mutluluk kendini zorlamamayı seçmektir. Her şeye yetişmek zorunda olmadığını kabul etmek, oldurabildiklerin kadar olduramadıklarının da varlığını kabullenmek, hayatla barışabilmek demektir. Kendine ne kadar anlayış gösterir, dürüst olursan benliğin ve ruhun aynı ölçüde hafifliyor.


Kendine iyi gelmeyen bir ortamda daha az kalmak, içinden gelmeyen bir şeye hayır diyebilmek, kendini sürekli güçlü göstermek zorunda hissetmemek de ruhunu aydınlatan şeylerden. 


Yalnız başına her şeyi halletmek zorunda olmadığını, yardım isteyebileceğini, yorulduğunu hissettiğinde destek alabileceğini bilmek kendine gösterebileceğin şefkatli bir yaklaşım olur. Bazı anlarda ağır gelen yüklerimizi paylaşmak bizi oldukça hafifletiyor. 


Mutluluğun kendimizle konuşma biçimimizle ilgili olduğuna inanıyorum. Olumsuz eleştirel sesin daha yüksek çıktığında kendi içinde bir yerlerde karanlıkta kalabiliyorsun. Ama iç sesin biraz daha anlayışlı taraftan seni kucaklıyorsa hayat daha yaşanılabilir oluyor. Mükemmel diye bir şey olmadığını kabul ettiğinde mutlu olmaya biraz daha yaklaşıyorsun.


Kendimizle konuşmamıza geçmişle barışmak da dahil. Çoğu zaman bugünkü bakış açımızla, tecrübelerimizle geçmişteki halimizi yargılayabiliyoruz. En kolayı her zaman yargılamak geliyor çünkü. Halbuki o zamanki sen bildiğin kadarıyla yaptın, o zamanın doğrusu oydu, yapabileceğin oydu. Bu gerçeği kabul ettiğinde üzerindeki yüklerin azaldığını, hafiflediğini hissedebilirsin.


Mutluluğundan Sen Sorumlusun

Kabullenme hemen olacak, her şey bir anda düzelecek, her olumsuz duygu bir anda geçecek diyemem ama kendine zaman tanımanın sürecini kolaylaştıracağına inanıyorum. İyileşme herkeste farklıdır. Kıyaslama yapmadan ilerlediğinde gittiğin yol daha da aydınlanıyor.


Bugün buradayız ve yaşamı deneyimlemeye devam ediyoruz. Nefes alabilmek, gökyüzünü izleyebilmek, sevdiğin şarkıları dinleyebilmek, takip ettiğin yazarların yeni kitaplarını okuyabilmek, yeni bir güne daha gözlerini açabilmek. Hayat bu küçük anlarla dolu. Bu anların içindeyken sanki ilk defa yaşıyormuş gibi yaşa ve hisset.


Hak ettiğin nazik yaşamı kendine sun. Başkasından bekleme, kendini erteleme, kendini ihmal etme, hayatının merkezinde kendin ol. 


Belki bugün mutlu hissetmiyor olabilirsin. Mutlu hissetmek sürekliliği olan bir şey değil. Sürekliliği olan, mutlu olmak için tercih edeceğin yön. Kendin için bir iyilik yap ve yönünü her zaman güneşe dön. 


Hayatta her zaman kendini seç. Kendine iyi davran. Sen de ilk defa yaşıyorsun bu hayatı. Anlayışla, sevgiyle kucakla kendini. Seni sen yapan her şeyi, her zamanı… 


Mutlulukla kalın :) 


Gizem Görhan Yağmur

Ekolojik Evim Yazarı




bottom of page